Kayıtlar

Ekim, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gel, Git

Ekim serinliği sarmışken geceyi Kokun yanaşır saçlarıma Yüreğim titrer heyecandan Kirpiklerini arar dudaklarım Perde aralanana kadar   Sert bi’ poyraz yukarılardan Biraz sarı, çokça gri Kışın gelişi bahardan belli Göğsüme yayılıyor yokluğun serinliği   Gideceğini bile bile bu bekleyiş niye? Günlerin sonu gelirken nasıl olur “carpe diem”? Birlikte esrimek varken bu ayrılık neden?   Yıldızlar sönük, bulutlar dağınık Müziğin sesi kısık, gece karanlık   Gülümserken dolan gözlerim, bir sonraki baharı beklemedeyim…

Anın Diyalektik Kopuşu

Alımlı bir kaos Sinsice varoluşuma yanaşan  Alt eden tüm düzenimi ve  Sarsan doğru bildiklerimi... Aleme yeni bir bakış,  Siftah yapmış sanki zihnim;  Acemi düşünceler ormanında Saye altındaymışım onca vakit..  Alacakaranlık zamanı, Sahih güneş doğuyor şimdi Asenkron ruhuma, ufaktan; Soluk yerler parlıyor, Ak yerler kararıyor,  Sıvazlanıyor tinim Afili ve senkronize ritimlerle.                            Derken... Sineme saplanıyor sızı! Âli ve kimsesiz bulutlardan  Sıska bir şimşek gibi... Ayartıcı bir koku var burnumda, Serinlik yayılıyor derinlere: Apriori mi aposteriori mi? Sentetik mi analitik mi? Alevin harlı ateşi mi, Suyun hınzır pürüzsüzlüğü mü?  Aykırı fikirler ama aşina gibiler...  Sezgisel, duyumsal, dünyasal, Algısal kayboluşlar, Sallantılı hazlar ve Alımlı bir kaos Sinsice varoluşuma ya...