Et Obducta Lucet

Taştan duvarları sahici mi yoksa kağıt mı? Belli olamayacak kadar boğuk içerisi. Sigara dumanı biraz ve storlar kapalı. Sokak lambasının turuncudan bozma ışıkları ufaktan vursa da aydınlatmıyor gerçekliği. Hava sıcaktan serine geçiş aşamasında. Dışarıda korna sesleri, genç kahkahaları, ergen küfürleri, amca tükürükleri ve köpek havlaması. İçerisi sessiz. Huzurlu bir dinlencenin mırıltısı ve bu mırıtlıda kendinden geçen kalbin sesi var yalnızca. Tenler sıcak, bakışlar sıcak, yürekler sıcak, hava serin. Gelecek daha serin. Gitmek gerek, gelmek gereken ana kadar uzaklarda olmak. Kalp atışı teklerken mırıltının huzuru kaçar. Sigara dumanı yakar bir çift gözü, diğeri alışık ezelden. Kırmızı ojeli tırnaklar güçlü kollarda gezerken nasırlı eller ince bilekleri okşar. Hiç beklenmedik yumuşaklıkta bir sevgi gösterisi. Bir o kadar yumuşak olan tek şey dudaklar, birleşir. Sıcak bir uyum, serinliğe ters, soğukluğa uzak. Kirpikler kıvranır, gözler açılır. Ela ve çikolatanın buluşumu, bir diğer yumuşaklık. Nemli dudaklar kirpikleri öper, bir dünya sığmıştır artık bir çift pembeliğin arasına. Kuru dudaklar yanakları öper, nemlidirler artık. Biraz tuzlu. Duvarlar önemsiz artık, serinlik acı. Gerçeklikler ve gereklilikler karışmış birbirine, çözümü zor. Üzeri örtülü olsa bile parıldayan tek gerçek; çatlak turuncuların altındaki saf sevgi. Bir de sigara tabi, sönmeye yüz tutmuş. Bir sigara içimlik zaman daha?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DETERMİNİZM YORGUNU GEIST

Anın Diyalektik Kopuşu

Fetüse Dönüş